ada kek

9 Temmuz 2017 Pazar

Peyniri Bebek Muamelesi ile Büyüten Şehir-KARS



      Tom ve Jerrry çizgi filmini izlemeyen yoktur sanırım. Bu çizgi filimi çok severdim ve hala da bu sevgiden vazgeçmiş değilim.
      Beni yollara düşüren  bu çizgi filmde sık sık görünen delikli peynirlerin bilinç altımda ki kalıntıları mı, yoksa lezzet merakım mı ? bilemiyorum ama, harika bir peynir yolculuğu yaptım.






       Kars ilklerin şehri derler, bu şehirde ben de pek çok ilkler yaşadım.
      Her girdiğim dükkan eski kaşar ve gravyer peynirleri ile doluydu. Çok az miktarda tel peyniri ve küflü peynir bulunuyordu. Petek ve sıvı bal ise daha geri planda kalmış.
     Halbuki 15 yıl önce Kamu kurumunda çalışırken Kars'lı arkadaşlar vasıtasıyla petek bal siparişi verirdik. Öğrendim ki Kars'daki hemen hemen her firmanın artık internet üzerinden satışı bulunuyor.


     Evet.. Planlarımın içerisinde gravyer ve eski kaşar ile bal satın almak, peynir konusunda bilgilenmek vardı. Ama bu kadar muhteşem bir peynir yolculuğu olacağını düşünmemiştim.
     Eski kaşar ve gravyer peynirinin yapım aşamalarına şahit olmak için tabi ki rota Boğatepe Köyü oldu.


     İsviçre'nin Gruyere kasabasında üretilen Gruyere peyniri bizde Kars Gravyeri olarak yer edinmiş. Boğatepe Köyünde dünyaca kalitesi onaylanan gravyer peynirinin ilk üretimi, Rus işgali sırasında köyü ziyaret eden bir Alman Peynir tüccarı sayesinde  başlamış.
      Önce Fabrikasyon denilen İmalathaneye gittim. Şaşırtıcı görüntüler beni bekliyordu.. Örneğin, imalathanenin dışında bir borudan dışarıya bembeyaz süt akıyordu. Peyniraltı suyu dediler. Ancak henüz lor bile yapılmadan atılan bol kalsiyum deposu sütün bir sonraki haliydi. . Neden lor yapılmadığını sordum.  Firma yetkilisi nereden bilsin, sarı saçlı şehirli kadın evinde peynir yapıyor. Şaşkın gözlerle fiyatının çok ucuz olduğunu, emeği ve maliyeti karşılamadığı için lor yapmadıklarını söyledi.


     Hayalim, kalsiyum deposu bu süt artığının bir gün en azından ekmek yapımında kullanıldığını görmek.  Bu şekilde kullanılsa, belki kalsiyum ilaçlarına bu kadar ihtiyaç kalmazdı diye düşünüyorum.
      Her ne kadar fabrikasyon olduğu söylense de eski kaşar peyniri de çoğunlukla el emeği ile yapılıyor.


     Kaşar peyniri için, süt krom kazanlarda mayalanıyor, daha sonra süzülüyor.
      Beklemeye alınıp, sertleşince tekrar buharda ısıtılıp, eritiliyor.
      Ve tezgah üzerinde hamur gibi katlayarak elle yoğruluyor. 3 kez bu işlemin tekrarından sonra çember kalıplara yerleştirilip, oda sıcaklığında soğumaya bırakılıyor.


     Bekleme odalarında ahşap raflar üzerinde 3 gün, günde iki kez olmak üzere alt üst çevriliyor.
      6 ay sonra yemeğe hazır hale gelen kaşarları 2 yıl boyunca biz de rahatlıkla tüketiyoruz.
Yapılan bu işlemlerin neresinde fabrikasyon var diye düşündüm. Biliyor musunuz, yalnızca suyun buharla ısınması işlemi, seri aynı gramaj kalıpları ve krom kazanların kullanılması zorunluluğu dışında bir şey bulamadım.
     Ben bu işleme ''çok emek çok lezzet'' dedim ama gravyer peynir yapımını görünce ve tamamen el emeğine ve bilek  kuvvetine dayanan işlemler karşısında saygıyla eğilmekten başka bir şey yapamadım.
     Eski usullerle gravyer yapımının başrol oyuncusu, altın ve bakır karışımından yapılmış devasa kazan.



     Kısaca anlatmak gerekirse, Gravyer Peyniri şirden mayası ile bu kazanda mayalanıyor. Sonra özel bezlerle askıya alınıyor.
      Büyük cenderelerde bekletip üzerine kat kat bezler örtülüp, ağırlık ile sıkıştırılıyor. Sık sık bu özel dokulu bezler değiştiriliyor, cendere sıkılıyor ve ağırlık arttırılıyor.. Bu cenderelerin İsviçre'den geldiğini, Türkiye'de üretilmediğini öğrendim.


     Geleneksel Gravyer bekleme odalarında, gerekli olan ısıyı yakalamak ve aynı lezzeti kaybetmemek, iyi bakteri üremesini sağlamak için hala soba yakılıyor. İçerisi saunadan biraz hallice diyebilirim.


     Gravyer tekerlerinin her biri 87-90 kilo civarında. Kabuklanmasının sağlanması için bu sıcak nemli odalarda bekletilen gravyerler insan gücü ile günde 2 kez çevriliyor. Bu size çok basit gibi gelebilir ama düşünün 90 kilo. Ayrıca ahşap raf üzerinde bu gravyerlerden en az 100 adet var.
     Peynirlerin üst kısımları kaya tuzu ile ele tuzlanıyor.
     90 kilo olan bir gravyer peyniri için ortalama 1200-1400 kilo civarında süt gerekli olduğunu biliyor musunuz? Yani kabaca 1 kilo gravyer 11-13 kilo civarında sütten üretiliyor.


     P.Ş peynir imalathanesinin kapılarını bana açan gravyerin yolculuğunu anlatan, Gravyerleri bebek büyütür gibi, severek dokunarak üreten Niyazi Bey'e teşekkürlerimi iletiyorum.
      Bir yerin bir konu üzerinde uzmanlaşması, kendini bu konuda tanıtması, tek olması ve kaliteyi koruması takdir edilecek bir olay. Kars üreticileri bu yola baş koymuş Tebrikler..
     Gelelim iyi bir gravyer peyniri nasıl olmalı.
     Rengi sarı, kabuğu koyu renkte olmalı,
     Delikleri 1-2 cm civarında olmalı,
     En az 6 ay bekletilmiş olmalı,
     Bir de mutlaka Kars'tan alınmış olmalı.
     Boğatepe Köyü'nün eski adı Zavot, yani Ruscada fabrika demekmiş. Birleşmiş Milletlerin kalkınma proğramının desteği ile Zavot adında bir Peynir Müzesi kurulmuş. Burada özellikle peynir yapımında kullanılan eski aletler bulunmakta. Elektirikler kesik olduğu için net göremedik ama müzenin varlığından mutlu olduk.


     Kars'a gelmeyi düşünüyorsanız. Boğatepe'deki mini pansiyonda kalabilir, mandıralarda peynir yapımı aşamalarına katılabilir, ot toplamaya çıkabilir, bu otlardan kurutup kendi çayınızı elde edebilirsiniz. Köyü ve civarını dolaşmak için bisiklet turları bile mevcut.


     Yol boyunca Aygır gölünün muhteşemliğini, yemyeşil çayırlarda ineklerin otladığını, organik yaşamın ne olduğunu ve hala gerçek bakkal amcanın varolduğuna şahit olabilirsiniz.


     Yollar harika, kış aylarında bile açık ve rahatlıkla yolculuk yapabilirsiniz.
     Aralık ayında Çıldır ve Sarıkamış için özel gezim olacak, Bu gidişimde kaz eti yemiş olsam da, gerçek kuyuda pişen kaz eti yemeden, mümkün değil Kars gezim bitmez. Kim bilir belki sınır ötesine doğru yol alır, Ağrı dağını daha yakından görür, tırmanışa geçebilirim.


    Kars şehrinin tarihi dokusu ve yöresel diğer lezzetleri ile ilgili yazıma blogumdan ulaşabilirsiniz.
      Çıldır gölü ve Sarıkamış ise Aralık ayı gezi planımda.


      Kars'tan neler alınır. Bence öncelikle peynir, peynir, peynir.
      (Bal, sarıyağ, eski kaşar, gövermiş çecil, tel peynir, gravyer, eski kaşar,) Eski kaşar 22-25 tl. Gravyer Peyniri 45-55 tl civarında, ancak ben özel olduğu söylenen yalnızca bir firmada olan 80tl.lik gravyer peynirinden de bir miktar aldım. Daha ucuz fiyatlara taze kaşar ve diğer peynirlerden de bulabilirsiniz, ben tercih etmedim.
      İstanbul'a dönüşte valizimden çıkanların bir kısmı.
   

      Ulaşım için İstanbul'dan Kars'a Türk Hava Yolları ve Pegasus ile ortalama 2 saatte ulaşabilirsiniz.
      Araç kiralama ücreti diğer şehirlerimize göre biraz pahalı.
      Hava limanından merkeze otobüs ve taksi ile ucuz bir bedelle kısa sürede ulaşabilirsiniz.
      Alışveriş yaptığım firmalardan öne çıkanlar.
      P.Ş mandıra
      Zavotlar Mandıra
      Alioğlu Ticaret
   
     Boğatepe Köyündeki imalathane ziyaretimde her türlü kolaylığı sağlayan ve muhteşem ilgileri içinKars Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta ve Özel Kalem Müdürü Sevgili İlker Pekyıldız' a çok teşekkürler.

21 Haziran 2017 Çarşamba

5 Dakika Pizzası

     Ramazan bitmeden pideden hemen pizza yapalım. Şimdi tam telaş zamanı. Temizlik yapmak, tatlı yapmak, yolculuğa çıkmak, alışveriş  yapmak vs.vs. işler.
      Hızlı ve pratik olmak gerek.  5 dakikada hazırlayıp, fırına atın 15 dakikada tamamdır.

Malzemeler 
1 adet ramazan pidesi
1/2 sucuk
1 sivri biber
5 kiraz domates
1 çay bardağı ketçap
1 çay kaşığı kekik
Taze Reyhan yaprakları
Kaşar peyniri veya istediğiniz çeşitte peynirler
Yapılışı 



  • Pidenin orta kısmını 2 cm kadar kenar bırakarak kesin.
  • Önce tabanına ketçap yayın ve kekik dökün.
  • Sonra dilim peynir ve sucukları ilave edin. (Dilediğiniz malzemeleri kullanabilirsiniz)
  • Biber ve domatesleri yerleştirin.
  • En üste peynir döşeyin.
  • Isınmış fırında pişirin ve çıkarttıktan sonra kenarlarına tereyap sürün.
  • Afiyetler olsun.


18 Haziran 2017 Pazar

Badem Unlu Bitter Çikolatalı Kurabiye


     Son zamanlarda çok yolculuk yaptım. Gezdim, gördüm, tatil yaptım. Evimi mutfağımı çok özlemişim.
     Tatil dönüşü sabahtan mutfağa girdim ve saatin 18.30 olduğunu telefonun şarjı bitince anladım.
      Yavaş yavaş yazlığa gitme zamanı geliyor. Evde ki malzemelerimin bayatlamasını istemiyorum.
     O yüzden kilerimde ne malzeme varsa onlarla yeni kurabiyeler, çörekler yaptım.


     Makaron yapımından artan badem unu, yarım paket bitter çikolata, az nişasta... bunların hepsi bitmeli..
     Yaptığım kurabiyelerden ilki burada. Ben ve evdekiler çok beğendik, kurabiyelerim mis gibi tereyağ kokulu oldular. Çünkü Trabzon'dan aldığım tereyağı kullandım. Gerçekten malzemeler lezzette çok farklılık yaratıyor.
      Umarım sizde bu kurabiyeyi yapar, hemde çok seversiniz.
   


Malzemeler
  • 1 yumurta
  • 1 çay bardağı badem unu
  • 1 çay bardağı buğday nişastası
  • 1 çay bardağı oda ısısında tereyağı
  • 1 çay bardağı toz şeker
  • 1 paket vanilya
  • 1/2 paket kabartma tozu
  • Aldığı kadar un
  • Bitter çikolata kırıntıları

Yapılışı
  • Çikolata kırıntıları dışında tüm malzeme karıştırılır.
  • Ele yapışmayan bir kıvam alana kadar un ilave edilir.
  • Ceviz büyüklüğünde parçalar yuvarlanıp hafifçe üzerine bastırılır.
  • Çikolata kırıntıları üzerlerine konur.
  • 160 derece ısınmış fırında hafifçe sararması  beklenir.
  • Soğuduktan servis tabağına alınır. Aksi takdirde yumuşak olan kurabiyeler kırılır.
  • Kurabiyeler soğuduktan sonra kıtırlaşacaktır.
  • Afiyetler olsun.

10 Haziran 2017 Cumartesi

UZUNGÖL-Yeşil ve mavinin aşk yaşadığı yer


    Kalabalık ortamları da seviyorum ama çoğu zaman bir yerin tadına varabilmek, orada yaşadığımı hissedebilmek için seyahatlerimi genelde mevsim başları veya mevsim sonlarına göre planlıyorum.
    İşte bu nedenle Haziran ayının Trabzon ve Rize seyahati için uygun olacağını düşündüm. Tam isabet, Rize'de çay topladım, yaylalarda nefes aldım dostluk kurdum, Uzungöl'de manzaraya doydum.
      Yıllar önce Uzungöl'ü görmeden bir kartpostala bakarak yağlıboya tablosunu yapmıştım. Her fırça darbesinde acaba böyle olabilir mi, gerçek mi? diye düşünmüştüm. Çünkü o kadar güzel, kusursuz bir güzelliğe sahipti ki. Çok sık ağaçlar, yeşile çalan bir göl, adeta göle dokunmak istercesine taa aşağılara kadar inmiş beyaz bir bulut kümesi.


      Uzungöl'e doğru yola çıktığınızda hiç yalnız kalmıyorsunuz. Sizi yalnız bırakmayan keskin virajlar, yeşilin her tonunu barındıran ağaçlar, coşkuyla akan nehir, mis gibi oksijen dolu bir hava ve kemençe eşliğinde türküler ...
      Haldizen Deresi'nin vadisinde meydana gelen heyelan sonucunda dere yatağı kayalarla kapanmış ve Uzungöl oluşmuş.
      Uzungöl Soğanlı Dağı'nın eteğinde ve denizden 1100 metre yükseklikte.
     Önce Uzungöl'ün merkezine değil, bu şahane güzelliği görmek için araçla, daracık yollar ve keskin virajlardan geçerek epeyce yükseklere çıktık.
     Seyrine doyum olmayan Uzungöl'e,  likapa (yaban mersini-mavi yemiş) lara basmamaya çalışarak  taa tepelerden bulutların üzerinden baktık.


     Muhteşem, duru, huzurlu ve mutlu.

     Düşünebiliyor musunuz?  ben anı bozmamak adına çok fazla resim bile çekemedim. O kadar yani... diyorum. Siz muhteşemliği hayal edin.....

     Gölün kıyısına indiğimde yine huzur dolu bir ortam, tertemiz yeşil bir göl, Ağaçtan yapılmış adeta sergi yeri gibi mini hediyelik eşyalar dükkanları, bisiklet kiralama yerleri, güzel bir düzenleme ile yerleştirilmiş.


     Yamaç paraşütü yapanlar yeşilin ortasında harika renkli görüntüler oluşturuyor. Burada helikopter turu ve yamaç paraşütü yapabilir. bisikletle Uzungöl etrafında tur atabilir, kanepelerde oturup uzun uzun Uzungöl'ü seyredebilirsiniz.
     Mavi ve yeşilin bu kadar birbirine harmanlandığı, ayırt edilemediği başka bir yer görmek mümkün olur mu acaba?


   

       İnan Kardeşler Otelinden bahsetmeden geçemezdim. Düşünün bir konaklama tesisi Uzungöl'ün kıyısında ve kullanılan tüm masalar, sandalyeler, avizeler, aksesuarlar, banklar vs. yöre ağaçlarının şekillerine göre dizayn edilerek el emeği ile yapılmış.  Tebrik ediyorum. Konaklama yapmasanız bile mutlaka gidip görmeli bu güzel ortamda en azından bir kahve içmelisiniz.


     Konaklama yapabileceğiniz çok güzel pansiyonlar, oteller, ahşap mini evler mevcut. Ancak bazı konaklama tesislerin ücretlerini biraz abartılı bulabilirsiniz. Yoğun dönemlerde önceden yer ayırtmanız gerekli.
     Arapça yazıları hemen hemen her tesiste gördük, oldukça fazla arap tursitlerin Uzungöl' e geldiğini hatta bu bölgelerde gayrimenkul edindiklerini öğrendim. Umarım bu güzel yaylalar bizim kalır.
    Evett gelelim neler yedik.
    Normal bir kahvaltı yapmadığımı söyleyebilirim. Yani peynir, zeytin, domates yemedim. Sabah kahvaltısında Tereyağında Kızarmış Alabalık yenir mi, ya Bol Tereyağlı Kuymak, veya Turşu Kavurmasına ne dersiniz?


    Yalnız uyarmam gereken bir konu var. Şayet seyahatiniz ramazan ayına denk gelirse bazı işletmelerin yemek servisine iftar saatinde başladığını belirtmek isterim.


      O kadar çok alabalık tesisi var ki, üstelik çok uygun fiyatta ve her öğün yenilebilecek lezzette.
      Başka neler mi yaptım. Birçok yayla gezdim. Sultan Murat Yaylasında keyifli zamanlar geçirip, Sultan Murat Şehitliğinde duygulanıp gururlandım.
 
      Neler mi aldım  yöreye ait tereyağı, peynir çeşitleri, ekmek, mısırunu, şal, kumaş, kemençeden yapılmış saat.

     Ulaşım için ben Trabzon Havalimanın'dan araç kiralamayı tercih ettim. Ancak otobüs ve tur firmaları ile ulaşmakta mümkün.

     İstanbul'dan ortalama 1 saat 45 dakikada,  Ankara'dan 1 saat 15 dakikada, İzmir'den ise aktarmalı olarak Pegasus, Onur, Anadolujet ve Thy ile ulaşabilirsiniz.

     Uzungöl ziyaretimizde bizi yalnız bırakmayan, güzelliklerle tanıştıran iş arkadaşım ayrıca 2009-2013 dönemi Çaykara Belediye Başkanı  Sevgili Namık Kemal Gedikoğlu ve kıymetli eşine çok teşekkür ederim.
   

   



     

8 Haziran 2017 Perşembe

Diyet Yapmayın Alışkanlıklarınızı Değiştirin.

  Aynı gün yolculuğum olmasına rağmen kaçıramayacağım bir davet vardı. Tüm yolculuk hazırlıklarımı bir gün önceden yaptım ve sevgili arkadaşım Zübeyde Sarçoğlu'nun daveti ile bu harika Workshop a katıldım.


    Bu güne kadar diyet ve beslenme konusundaki duyduklarımızı bildiklerimizi farklı bir bakış açısıyla bize sunan, Habit markasının kurucusu Sporcu Beslenme Uzmanı ve Yoga Eğitmeni İlker Çağlayan ile tanışmış olmak bana şimdiden büyük artılar kazandırdı.
     Bu günlerde o kadar çok beslenme alışkanlıklarından, sağlıktan, diyetten bahseden hem de çok farklı bahseden kişiler var ki... kime inanacağınızı bilemiyorsunuz.


     İlker beyin kendisinden örnekler vererek bilgiler vermesi, bende ki inanırlığını en üst seviyeye çıkarttı diyebilirim.
     İlker beyin 28 yaşındaki ve şu anki fotoğraflarını görünce, verilen bilgileri pür dikkat dinledim notlar aldım. İnanılmaz....


     Önce doğru bilinen yanlışlardan bahsetmek istiyorum.
- Yürüyüş yağ yakımını hızlandırır. #
Yürüyüş motivasyon ve ruh sağlığına iyi geliyor. Ancak vücudu çalıştıran bir spor değil., bu yüzden de kas yapmanız mümkün değil. Maalesef  kas olmadan yağ yakmak da mümkün değil.
- Bölgesel yağ yakımı mümkündür.#
Üzgünüm ama vücudumuzun neresinde yağ fazla ise en son onlar gidiyor. Yalnızca mekik çekerek karın yağlarımızdan kurtulmak mümkün değil.
-Yağ yakmak için az yağlı yemeliyim.#
Yağlı kuzu eti, tereyağı yemekten çekinmeyin. Çünkü yağ yediğimizde doyarız ve metabolizmamız hızlanır.
     Yağ yakmak, kaslarımızı büyütmek, insülin hormonunu düzenlemek istiyorsak yapacağımız spor;
- Tüm vücudumuzu çalıştırmalı,
- Yapacağımız spor 30-40 dakikayı geçmemeli,
- Nabzımızı aralıklı olarak yükseltmeli,
- Uygulanabilir olmalı,
Tüm bunları; 
- Ağırlık egzersizleri,
- Yüzme
- Yoga ve plates
ile sağlayabiliriz.
     Kişiyi yormayan rahat yapılan sporlar olmalı. Örneğin koşu artık bir insanın kendine yapabileceği en kötü şey olarak tanımlanıyor. Eklemlerimizi zorlamaya, mahvetmeye hiç hakkımız yok değil mi?


    Beslenme iyi bir bedene sahip olmamız için gereken en önemli olay.
Avokado, yumurta, zeytin, sınırsız yeşillik, ceviz nefis bir kahvaltı için yeterli değil mi sizce de?
Diğer öğünümüzde bir avuç protein ve pişmiş sebze ile tabağımızı doldurmak yeterli.
    Aslında öğrendim ki ara öğüne ihtiyacımız yok. Çünkü yediklerimizin sindirilmesi en az 3-4 saat sürüyor. İşte bu süreyi doldurmak, sık sık yemek kilo vermemize engel oluyor ve kilo alıyoruz. Spor salonlarına gidiyoruz ve çok zaman geçiriyoruz, çoğu zamanda çok değişen bir şey olmuyor. Obezite gittikçe artan bir seyir izliyor.


     Haftada 4-5 gün saatlerce ağır spor yapan ana ve ara öğün ile beslenen 28 yaşında İlker Çağlayan ile haftada 3-4 gün 30-40 dakika spor yapan, 2 öğün 40 yaşında  İlker Çağlayan.......İnanılmaz değil mi?
     İyi bir beslenme ve yaşam nasıl olmalı diyeceksiniz.
    - Öncelikle ömür boyu uygulanabilir olmalı.
    - Yağ yaktırmalı.
    - Ödem attırmalı.
    - Enerji seviyeniz her zaman üst seviyede olmalı.
    - Uykumuz kaliteli olmalı, alarmsız aynı saatte uyanabilmeli.
    - Belirli bir süre sonra kullandığımız ilaçları artık kullanmıyor olmalı.
     Tüm bunlar için, yediklerimizin %75 i yağ, %20 si protein, % 5 i karbonhidrat olmalı, beslenmemizde gluten ve şekerden uzak olmalıyız.


     Biliyormusunuz, pek çok insanın derdi olan migren'nin en büyük sebeblerinden biri glutenmiş yeni öğrendim. Harika bir bilgi değil mi,?  İyi bir beslenme ile bu sorunu çözebiliriz.
Günümüzde artık gluten ile beslenen bir çok annenin çocuklarında hiperaktivite ve anksiyete göründüğü kanıtlanmış. Yaşanan bu süreç, hasta, hasta yakını ve çözümler hakkında 'inspire' adında bir internet sitesi bile var.


     Sonuç olarak kısaca şunlara dikkat etmem gerektiğini öğrendim.
- Sabah kalktığımda acıkmamış isem illa kahvaltı yapmama gerek yok.
- Çay ve kahveyi abartmadan içmeliyim.
- Alkol hayatımda olmamalı , illa olacaksa daha az masum olan viski, rakı olamalı, sarap , bira cıss.
- Yeşillikler hayatımda bol bol olmalı, renkli olanlar daha az tüketilmeli.
- Meyve ve kuru meyvelere geçit yok, çünkü şeker oranı oldukça fazla.
- Süt ürünleri bağırsak floramı mahveder, evde yapılan probiyotik yoğurt ve kefir kullanmalı.
- Öğün araları 8 saat olmalı.


     Benim için en önemli eksik etmemem gereken yiyecekler Limon, avokado, badem, omega-3.
Yapmam gereken, bol hareket etmek, yemek yerken anın tadını çıkartmak, lokmaları çok çiğnemek, acıktığımda önce bir büyük bardak akali su içmek.
     Çalışanlar, zamanı olmayanlar, ben yiyeceklerimi hazırlıyamam diyenler sizin için, Habit in kendi web sitesinden ve yemeksepeticom dan kişiye özel, sporculara özel veya standart glutensiz, laktozsuz ve katkısız menüler almanız, bunları evinize, işyerinize getirtmeniz mümkün.

     Evett sonuç olarak diyet yapmayın, alışkanlıklarınızı değiştirin.

Habit - web sitesi

instagram-@ilkercaglayan_




     

7 Haziran 2017 Çarşamba

Seyahat Acentaları İftar Yemeğinde

Seyahat acentaları,
BW PLUS The President Hotel’in iftarında buluştu

Seyahat acentalarının sahipleri ve yöneticileri, Artaş İnşaat Grubu bünyesinde yer alan BW PLUS The President Hotel, BW Citadel Hotel, Avrupa Residence Suites ve Radisson Blu Hotel Kayseri’nin daveti üzerine, Tarihi Yarımada’da bulunan BW PLUS The President Hotel’in iftarında buluştu.
Artaş İnşaat Turizm Yatırımları Koordinatörü Recep Arifoğlu, BW PLUS The President Hotel Genel Müdürü Burak Aydın, BW Citadel Hotel Genel Müdürü Aytekin Güç ve Avrupa Residence Suites Genel Müdürü Ercan Yılmaz, davete katılan 300’ün üzerindeki turizmci ile yakından ilgilendi.
İftara katılan konuklara hoş geldiniz konuşması yapan Artaş Turizm İnşaat Turizm Yatırımları Koordinatörü Recep Arifoğlu, şunları söyledi: “Ülkemizin temel taşını oluşturan şehirlerden olan güzide İstanbul’umuzda, bu iftar vesilesiyle sizinle birlikte olmaktan mutluyuz. Henüz kentimizi keşfetmemiş, uzak ve yakın ülkelerden turistleri, bu güzelliklere çekmek için işbirliği içinde çaba göstermek, bu kente yapabileceğimiz en güzel katkı olacaktır. Bu mübarek Ramazan akşamında birlik ve beraberlik içinde, daha güzel yarınlar ve İstanbul için el ele vererek çalışıp, güzel işler yapmayı Rabbimiz nasip eylesin inşallah. İyi ki geldiniz, iyi ki bir dilim ekmeği, bir bardak suyu, bir gönül dolusu dostluğu bizimle paylaştınız” dedi.
Turizmciler, iftar yemeğinin ardından, hem meslektaşlarıyla sohbet etme imkanı yakalarken, hem de sezonu değerlendirme fırsatı buldular.  


6 Haziran 2017 Salı

Kayseri Lezzetleri-NEVZİNE

     Anadolu'dan lezzetlere devam. Yöresel ne güzel enerji deposu tatlılarımız var.
     Kayseri yöresinden çok özel bir  lezzet. NEVZİNE  İçinde neler mi var?  Tahin, pekmez, ceviz.
     Migros tv için sevgili Larissa ile beraber bu güzel lezzetin videosu çekildi.
İzlemek için altta ki linke tık tık..


https://youtu.be/lOQBLL20C7A

https://youtu.be/lOQBLL20C7A

8 Mayıs 2017 Pazartesi

Çilekli Salepli Kolay Tatlı

     Artık bahar aylarındayız, mis kokulu çilekler tezgahlarda yerini almaya başladı. Çilek aslında aynı gün tüketilecek kadar alınmalı. Ama alışkanlık muhakkak bir kilo alınır.
     Bir kilo çilek her zaman olduğu gibi yine bitmedi. Bana da kalan çilekleri değerlendirmek düştü.
     Beni tanıyanlar bilir, evde olan malzemelere göre tarifler denemeye üretmeye bayılıyorum.
     İşte bu tarifim onlardan biri.  Salep koydum çilekli pratik tatlıma..... Nasıl mı oldu?  Şahane...



Malzemeler
  • 1/2 kilo çilek
  • 1 tatlı kaşığı nişasta
  • 2 paket dr.otker salep
  • 4 adet karamelli bisküvi
  • 8 adet kurutulmuş narenciye dilimleri
  • 1 çay kaşığı zencefil
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • Üzeri için fındık


Yapılışı
  • 1 çay kaşığı soğuk su içine nişastayı koyup karıştırarak eritin.
  • Çileği çatalla veya rondo ile pütürlü olarak ezin.
  • Çileği nişastalı su ve salep ilavesiyle hafif koyulaşıncaya kadar pişirin.
  • 4 adet servis kabına önce birer kaşık çilek püresinden koyun.
  • Daha sonra karamelli bisküviyi irice parçalayarak koyun.
  • Üzerine tekrar bir kaşık çilek püresi ve bir dilim narenciye dilimi koyun.
  • En üstünü kalan çilek püresi ile kaplayın.
  • Üzerine irice çekilmiş fındık, tarçın ve narenciye dilimini dilediğinizce yerleştirin.
  • Buzdolabında en az 3 saat kadar beklettikten sonra servis yapabilirsiniz.
  • Mis Kokulu Salepli Tatlı hazır. Afiyetler olsun.

7 Mayıs 2017 Pazar

Klima, Soğutma Uzmanından Alınır

Sıcak havalarda klima ile serinlemek gibisi yok, değil mi? Geçtiğimiz sene vantilatör ile bu işin olmadığını gördüm, bu sene hazırlıklıyım: 2017 yazına bir klima ile gireceğim. Alacağım modele karar vermek için sayısız inceleme okudum, sonu gelmeyen karşılaştırmalar yaptım. Siz de aynı zahmeti çekmeyin diye, araştırmamın sonucunu paylaşıyorum. Dikkat ettiyseniz “marka” değil, “model” dedim zira markaya zaten karar verdim: Uğur Soğutma. Klimanın soğutma uzmanından alınması gerektiğini düşünüyorum, soğutma uzmanı deyince akla ilk gelen isimde, Uğur Soğutma oluyor.


Klima satın alırken ilk dikkat etmeniz gereken şey, enerji tasarrufu. Hemen her klima, A++ enerji sınıfına ait olduğunu iddia ediyor. Aynı şekilde, çoğu klimada “inverter” özelliğini görmeniz mümkün oluyor. Ancak her nedense, bu iki özellik genellikle bir arada yer almıyor! Gerçekten de, hem A++ enerji sınıfına ait ve hem de inverter teknolojisini kullanan klima modelleri bir hayli ender. Uğur Soğutma’nın UIS 18 klima modeli, bu nedenle takdiri hak ediyor. Her iki teknolojiyi de birlikte kullanan UIS 18, maksimum seviyede enerji tasarrufu gerçekleştiriyor ve elektrik faturasından endişe etmeden istediğiniz kadar kullanma imkânı sunuyor.



UIS 18’in tek avantajı bu değil elbette. Bekleme modundayken sadece 1W elektrik tüketiyor. Bu da %80’e varan bir enerji tasarrufu yapmasını sağlıyor. Klimanın akıllı soğuk hava üflememe özelliği var, yani açar açmaz soğuk hava üflemeye başlamıyor. Ortam sıcaklığını, yavaş ve doğal bir şekilde istenilen dereceye getiriyor. Ancak bunun çok uzun sürdüğünü de düşünmeyin:  Turbo modu sayesinde, çok kısa bir süre içinde serinlemeniz mümkün oluyor. Otomatik sorun tespit ve koruma sistemleri sayesinde de klimayı güvenle kullanabiliyor, yetkili servisle mümkün olduğunca az muhatap oluyorsunuz!
Ben 19.000 BTU olan modelini sipariş etmeye karar verdim, ancak daha düşük BTU’lu modelleri de bulunuyor. En doğrusu bir keşif yaptırmanız ve size en uygun modeli tespit ettirmeniz olacaktır. Daha sonra, https://satis.ugur.com.tr/ adresinden 12 taksitle bu mükemmel klimayı satın alabilirsiniz.


Bir boomads advertorial içeriğidir.






http://hur.so/dbzoyp

29 Nisan 2017 Cumartesi

Jako kahvaltı Etkinliği

     Günün en güzel ve önemli öğününün kahvaltı olduğunu düşünüyorum. Her öğün kahvaltı gibi olsa hiç hayır demem.
     Bu yüzden sevgili Fatma Samsa Yılmaz ( Tarçın Events ) ın kahvaltı davetini hiç düşünmeden kabul ettim.


      Jako Cafe İstanbul'un en güzel semtlerinde birinde Koşuyolun'da. Harika bir lokasyonu var ve ulaşımı çok kolay.
       Beyhan Hanım ve ortağı elele verip bu güzel Cafeyi hizmete açmışlar.
    Bu güzel kahvaltı tabağı peynirleri çok lezizdi.


    Sanki bir dost evinde kahvaltıya gelmiş gibi bol sohbetli samimi bir ortam vardı. Sizde Jako Cafe'de bir oda tutup dostlarınızla kahvaltı veya yemek buluşmaları yapabilirsiniz.


     Ayrıca bahçe bölümünde nargile servisi mevcut. Çay-kahve içebilir special tatlılardan tadabilirsiniz.
Hem kapalı alanları, hem de açık alanları bulunana Jako Cafe'de dilediğinizce zaman geçirebilirsiniz.


     Çalışan Personelin, itinalı davranışlarından memnun kalacağınıza eminim.
     Kahvaltı masamızda bulunan mıhlama Trabzon kolat peynirinden yapılmış.


     Serin ve yağmurlu havalarda özellikle kış çayı keyfini kaçırmayın derim.



     Yağmurlu bir İstanbul gününde güzel dostlarla beraber olmak çok keyifliydi. Bu güzel  gün için sevgili  Fatma Samsa Yılmaz -Tarçın Events -  ve dostlara teşekkür ediyorum.
https://www.instagram.com/jako_cafe/
Jako Cafe
Koşuyolu Caddesi No:94

Fiyat aralıkları
Kahvaltı- 22-60 tl
Ana yemekler- 26-30 tl
Nargile- 24-50 tl